Ne diyeyim ki…

​İnsanlığımızdan utanıyorum. Daha doğrusu insan olamamamızdan. Vatani görev sebebiyle askerliğe gidecek şahısın uğurlanma merasiminde, son ses müziğe hiç bir şey demiyorum ona karışmak ne haddimize gürültü kirliliği diye bir şey mi var ki, buna karşı çıkmaya hakkımız mı var ki. Atılan havai fişekler yüzünden evlerimizi dumanların ve kötü kokunun sarması bu yüzden de boğazlarımızın yanmasına ne demeli. Yine hiçbir şey tabii ki… Gel gelelim havaya açılan en az 100 el ateşe de bir şey diyemiyoruz. Maganda kurşunundan ölmek demek hiçbir şey ifade etmiyor. Evimdeki 3 kedimin kurşun seslerinden, yüksek müzik sesinden kendilerini nereye saklayacaklarını şaşırmalarından bahsetmiyorum bile. Hele hele sokaktaki canlardan hiç mi hiç bahsetmiyorum. Bebeğini uyutan vardır, kendisi uyuyan vardır, sınavına çalışan vardır, hastası olan vardır, cenazesi bile olan vardır da hiç ama hiç demiyorum. Sadece soruyorum. Bu mudur vatan sevgisi? Vatana sahip çıkmak bu mudur? Anlayamıyorum. Şikayete binaen -tamam ekip yolluyorum- diyen polisin bir saat geçmesine rağmen hala ortalarda belirmemesi de ayrı bir bıçak darbesi tabii ki. Herkes böyle değildir elbette. Lakin güvenim kırık. Asker demek, polis demek bu olmamalı. “Parası olanın, tanıdığı olanın ülkesinde yaşıyoruz”u düşündürtmemeli, hissetirmemeli. Son ses müziklerini ve kurşunlarını da sadece ezan okunurken durdurmaları, askerlerini tekbirlerle uğurlanmaları çok -manidar-. Hani diyor ya Resul-i Ekrem “…Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız…” diye hadis-i şerifinde. Peki… Ben onları da sevmek zorunda mıyım Ya Resulullah? Kalbim kırık. Bunu sadece bir kez daha kutsalıma darbe olarak görüyorum. Başka da hiçbir şey değil…

Reklamlar

Psikoloji Notları #1 – Hayatın Sırrı

Tabii ki de reyting almak için “Hayatın Sırrı” diye bir başlık atmadım.😜 Adının ne olacağını bilmediğim ve şu anda görüldüğü üzere “Psikoloji Notları” olarak gözüken bir yazı dizisine başlamayı uzun zamandır istiyordum. Ama işte benim tembelliğim yedi düvele nam saldı o yüzden artık beni yadırgamadığınızı hepimiz biliyoruz. Anca bugüne kısmetmiş, geç olsun güç olmasın diyelim. Başlayalım. Virabismillah.
Read More

Kendi Hikayemiz

Eğer Upok hakkındaki yazımı okuduysanız 1 ay önce psikoloji kongresinde olduğumu bilirsiniz.

Orada birçok konferansa katıldım, her birinden değerli bilgiler öğrendim; lakin bir tanesi vardı ki değinmek istediğim : Mehmet Dinç Hocamızın verdiği Öyküsel Terapi hakkındaki konuşmasıydı. Neler hakkında konuştuğunu birgün cesaret edersem bloğa eklerim. Read More

UPOK Nedir? – Kısa Bir Bilgilendirme

Efendicağzıma nerden başlasam, nasıl anlatsam hiç bilemiyorum. UPOK#20 biteli çok oldu ama ben yaşadıklarımı yazsam mı, yazmasam mı diye bir süre gelgit içerisine girdim. Yalnız bu yazı UPOK#20-Gaziantep anılarımla alakalı değil genel olarak UPOK hakkında bilgilendirme amaçlı olacaktır. Uzun zamandır klavyeyle bu kadar içli dışlı olmadığımdan parmaklarım körelmiş diyebilirim. Aşağıda yazanlar %100 kendi deneyimlerimden yola çıkıp klavyeden size aktarılmıştır. Belki biraz eksik, belki çokça fazla bilgi içermektedir. Yazının benim gibi fani bir kuldan çıkma ve yardım amaçlı olduğunu göz önünde bulundurunuz. Sürç-i lisan edersem affola. Read More