Sigmund Freud | Psikanaliz Notları #1

Bu yazı dizisi geçen sene katıldığım İstanbul Psikanaliz Derneği‘nin vermiş olduğu Psikanalizle Tanışma Seminerleri‘nde almış olduğum notları içermektedir.

Diğer Psikanaliz Notları yazıları için tıklayınız.

Psikanalizin doğuşu – Freud’un doğuşu.

Hastaları ve kendi psikolojisinden yola çıkarak oluşturduğu kuram.

Freud 1856’da Freiberg’de doğuyor. Avusturya-Maceristan’da.

Çok fazla kitap okuyor. Çok meraklı.

Babası destekçisi.

Annesinin kıymetlisi. İleride Freud’un çok önemli, büyük birisi olacağını söylermiş.

Annesi, babasının ikinci evliliği. Babasının ilk evliliğinden iki oğlu var. Adları Philip ve Manuel. Annesi ile aynı yaştalar.

1 – 2. Dünya Savaşı zamanları.

Yahudi ayrımcılığı zamanları.

Babasıyla kaldırımda yürürken birisi babasının şapkasını alıp yere atıyor. “Yahudiler kaldırımda yürüyemez.“ Babası susup şapkayı alıp gidiyor. Freud buna çok içerliyor. Niye babası tepki vermedi diyor.

Viyanaya göç ediyorlar.

İlk zamanlar asker olmak istiyor. Yazılarında da askeri terimler kullanır.

Fiksasyon için ordu – cephe – çatışma benzerliğini kurmuştur. İleriye gidebilmek için ordunun bir kısmını geride bırakmak gerekir der. Geride bırakılan ordu fiksasyondur. İlerlemek de o derecede yavaşlar. Çünkü ordunun bir kısmı geride kalmıştır.

Ama tıp revaçta olduğu için tıp okuyor. Sinir sistemine ilgisi var. Nöroloji çalışmaları yapıyor. Bu çalışmalar ince ve titiz bir şekilde gerçekleştirilen makaleler ve yazılar. Yılan balıklarının cinsel uzuvları, sinaptik aralık üzerine kuramsal yazıları var. Nöronlar arası aralığı ilk bulan Freud.

Martha ile nişanlanıyor. Nişanlılık 4 yıl maddi sıkıntılar yüzünden sürüyor. Para kazanmak için muayene açmaya karar veriyor. Breuer hasta yönlendiriyor ona.

1895 – Histeri Üzerine İncelemeler: psikanalizin ilk kez ortaya çıktığı makale.

Bol miktarda konversiyon tanısıyla hekimlere giden kadınlar.

O dönem de “Viktoriyan Ahlak” baskın. Cinselik evlilik dışında ayıp ve günah kabul ediliyor, bekaret kutsallaştırılıyor, cinsel dürtüler ayıp ve kötü olarak nitelendiriliyor, arzu eden kadın günahkar ve bu yasak bir şey.

Kadınların bu vakalarını dejenerasyon ile açıklamaya çalışıyorlar. Merkezi sinir sistemi dejeneredir ve dejenere insanlar da histeriktir diyorlar.

Freud demiş ki “Eğer Breuer çekilmeyip üzerine gitseydi, O psikanalizin kurucusu olacaktı.“

Anna O. vakası. Histerik bir kadın. Breuer hipnotik yöntemle tedavi etmeye çalışır. Anna konuşmak istemektedir. Kendi kendine hipnotik seansa girer. Konuştukça belirtilerin kaybolduğunu görür. (Talking Cure) Bir nevi baca temizliği. Bir şeylerin söze gelmesiyle iyileşme. Aktarım/transferans.

Anna bilinçdışı da olsa Breuer’a aşk yaşamaktadır. Karın ağrısı ile yere kıvrılır, “Şu anda bebek bekliyorum ve bunun senden olmasını bekliyorum” der. Breuer korkar (karşı aktarım) karısını alıp uzaklara gider. Vakayı yarıda bırakır.

İlk aşk nesneleri ile alakalı duyguları hekime aktarma ilk başta direnç olarak kabul edilir. Sonra tedavinin enstrümanı olur. Freud “Sakın bu duyguları kendi üzerinize alınmayın.” der.

Charcot “Histerik nevroz ruhsal kökenlidir. Telkinle ortaya çıkıp, yok edilebilir.” demiştir.

Freud, Charcot’dan etkilenir ve hipnoz yapmaya çalışır histerik kadınlara. Sonra başarısız olduğunu fark eder.

Kadın hasta “Sus, konuşma, ses de çıkarma, müdehale etme, telkinde bulunma. Sen konuştukça benim aklıma gelenler uçuyor.” der. Böylece Freud da “ İyi ki hipnozu becerememişim yoksa psikanaliz doğamazdı.“ der. Psikanalizde serbest çağrışımlar ile katartik yani kalıcı iyileşmeler olur.

Freud’un, hastalık nedenlerinin etiyolojisinin cinsel dürtülerle ilişkili olduğunu savunmasıyla birlikte Breuer ile yolları ayrılıyor. Breuer’ın Anna O. ile yaşadığı da bir cinsel dürtü idi ama bunu ortaya çıkarmak istemedi.

Bu savunmaları yüzünden Freud’un panseksüel olduğu söyleniyor ve bilim camiasından aforoz ediliyor. Ama analize aldığı kişiler ona ikna oluyor. Üç beş yedi kişi derken, toplanmaya başlıyorlar. Her çarşamba akşamı psikanaliz üzerine konuşmak için buluşuyorlar. (Hala günümüzde de psikoloji camiasında çarşamba akşamları program yapmak oldukça popüler.)

1900 – Rüyaların Analizi

Freud ilk analist. Onun analisti yoktu. O kendisine otoanalist yaptı. Otoanalizine babasının ölümünden sonra başlıyor. Kendi düşleri üzerine yoğunlaşıyor. Rüyalarla ilgili tüm literatürü tarıyor. “Rüyalar, ruhsal dünyanın önemli bir bileşenidir, anlamları var.” der. Kötü ve rahatsız edici bir yatakta yatmaya başlar ki derin uykuya geçmesin ve rüyalarını hatırlasın.

Fliess, kulak burun boğazcı. KBB ile ruh sağlığını bir araya getirmeye çalışıyor. Burun eti (konka) ile genitaller arasında bir bağlantı buluyor. (Nasogenital connection) Kadınlardaki 28 günlük regl döngüsünü ve erkeklerdeki eşdeğer 21 günlük fiziksel/duygusal döngüyü bulmuştur. Doğum kontrol keşifleri yapar. O dönemler çuha gibi bir şeyden yapılma kaput kullanılmaktadır doğum kontrolu için ve hiç zevk vermiyordur.

Freud’la mektuplaşıyorlar. Belirli şehirlerde bir araya geliyorlar. Buna -kongre- adını verirler. 2 erkek arasındaki eşcinsel aşk (aktarım aşkı) görülür. Fliess Freud’un analisti gibi olur. Zamanı gelince analizanın analistini terk ettiği gibi Freud da Fliess’i terk eder. Aşkı çözümler.

Psikostimulant olan kokaini bulan Freud’dur. Depresif olduğu dönemde ve muayenede keşfediyor. O dönemde satışı serbest. Gribe, ağrıya, nezleye iyi geliyor deniyor. Reçete ediliyor. Fliess hastalarına yazıyor. Bir arkadaşının yüksek doz alması ve ölmesi sonucu suçluluk duyuyor.

Fliess, sağ ve sol el kullanımı ve bunun cinsellikle bağlantısı üzerine araştırmalar yapmıştır. Sağ elin erkeği temsil ettiğini söylemiştir. Freud biseksüelite ile ilgili bulguları kendisinin bulduğunu mektuplarında dile getirmiştir. Fliess buna çok sitemli.

Freud Fliess’e öyle güveniyor ki, tedavi olmalarını sağlasın diye kendi hastalarının burun konkalarını yakması için Fliess’e yolluyor. Emma vakasında, kadının bu yakmadan sonra burun kanaması durmuyor. Böylelikle Fliess’e olan bu güven yavaş yavaş kayboluyor. Aktarım çözülüyor.

İlk zamanlar, hasta kendi evinde, süre kısıtlaması olmadan tedavi ediliyordu. Analize alınanlar da onun kızı, bunun tanıdığı vs. Sonra çerçeve yerine oturuyor. Belirli bir sürenin olduğu, analistin ortamında, hiç bir yakınlık ilişkisi olmadan, analistin geriye doğru çekildiği, ortamın hastanın söylemine bırakıldığı bir teknik ortaya çıkıyor.

Nevrozların etiyolojisinde cinsellik önemli yer tutuyor. İlk başta sebep olarak cinsel travmalar görülüyor. Daha sonra aslında çocukluk çağı cinsel düşlemlerin sebep olduğu ortaya çıkıyor.

Psikanaliz arkeolojik bir kazı gibidir. Eskinin kazılarak ortaya çıkarılması ve şimdiyle bağlantının kurulmasıdır. Değişikliği yapan yani iyileşmeyi sağlayan aktarımın çözülmesidir. (Aktarımın nevrozu) Psikanaliz ruhsallığın çözümlenmesi, dekonstrükte edilmesidir. Kendinle ilgili hakikat aşkıdır. İçinde ne olduğunu bilme arzusudur.

Analizan, analisti sadece kapıdan girer ve çıkarken görür. Bu neye hizmet eder? Birinin yüzüne bakarken serbest çağrışım olmayabilir, ket vurabilir. Görülebilir olduğumuzda dış dünyaya daha yakın oluruz, görmediğimizde iç dünyamıza döneriz. Daha önceden içsel tasarımlarını oluşturduğumuz iç gerçekliğimize. Rüya gibi bir ortam hazırlamak için yüz yüze karşılıklı bir oturma şekli yoktur. Aslında tüm seans bir rüyadır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s